Bu yıl yaz mevsimi adeta kavurucu bir şekilde geldi. Sıcaklıkların mevsim normallerinin çok üzerinde seyretmesi, haliyle nemin de artışı, gündelik hayatı zorlaştırıyor. Ancak sıcaklardan daha fazla dikkatimi çeken bir başka mesele var: İnsanlarımızdaki belirgin kilo artışı. Özellikle gençlerde, lise çağındaki çocuklarda bile obezite sınırına yaklaşan bir tablo görmek mümkün.
Sağlık Bakanlığı’nın son yıllarda obeziteyle mücadele için başlattığı programlar aslında konunun ciddiyetini gösteriyor. Çünkü obezite, yalnızca bedenin görünümü ya da estetik kaygılarla sınırlı bir mesele değil; kalp-damar hastalıklarından diyabete, psikolojik sorunlardan sosyal hayattaki özgüven kaybına kadar pek çok ciddi riskin habercisi. Sağlık Bakanlığı’nın tanımıyla da obezite, “vücuda alınan enerjinin, harcanan enerjiden fazla olması sonucu yağ kütlesinin artmasıyla oluşan kronik bir hastalık.”
Peki gençlerimiz neden bu kadar hızlı kilo alıyor? Bunun tek sebebi yanlış beslenme değil. Fastfood kültürü, hızlı atıştırmalıkların günlük öğünlerin yerini alması, hareketsiz yaşam, saatlerce bilgisayar ve telefon başında vakit geçirmek… Bunların hepsi birer etken. Üstelik çağımızın getirdiği stres, gerginlik ve depresif ruh hali de sağlıksız yeme davranışlarını tetikliyor. Yani mesele yalnızca “çok yemek” değil, aynı zamanda bir yaşam tarzı sorunu.
Gençlerimizin bu noktada kendilerine rol model seçtikleri kişilerin de etkisi büyük. Sosyal medyada “trend” olan yaşam biçimleri, hazır yiyecekler ve hareketsiz alışkanlıkları pekiştiriyor. Oysa aşırı kilo yalnızca bireyin değil, toplumun da sorunu. Çünkü obezite, uzun vadede bir halk sağlığı krizi olarak karşımıza çıkıyor.
Burada hem ailelere hem de siyasal iradeye önemli görevler düşüyor. Çocukların daha aktif, daha sağlıklı bir yaşam sürmesi için hem evde hem okulda bilinçlendirici adımlar atılmalı. Spor faaliyetlerinin desteklenmesi, sağlıklı beslenme konusunda farkındalık kampanyalarının artırılması, gençlerin önüne ulaşılabilir imkânlar konulması elzemdir. Obeziteyle mücadele sokak kenarlarında kilo ölçmekle olmaz; toplumun bilinç seviyesini yükseltecek güçlü bir seferberlik gerekir.
Unutmamak lazım ki, 21. yüzyıl dijitalleşmenin çağı. Telefon ve bilgisayar hayatımızın merkezinde olsa da, sağlıklı bir geleceğin anahtarı hareketli ve dengeli bir yaşamdır. Çözüm aslında belli: Dengeli beslenmek, dengeli yaşamak. Gençlerimizi bu bilince ulaştırmak hepimizin ortak sorumluluğu.
Panoramagazetesi.com – Haber, Güncel, Ekonomi Gazetesi